15 Yaşındaki Bir Çocuk Suç İşlerse Ne Olur?
Hayat, kırılgan bir hat üzerinde yürümek gibi…
İlk Kez Suçla Tanışmak
Kayseri’de, kışın ilk karı düştüğü günlerden biriydi. Yolda yürürken, bir çocuğun hüzünlü bakışlarını fark ettim. 15 yaşlarında olmalıydı. Yüzü, sanki bütün dünya ona karşıymış gibi, bir yük taşıyor gibiydi. Bir anda kafamda bir soru belirdi: Bir çocuk, henüz hayatın ne olduğunu bile anlamadan nasıl suça sürüklenir? Hayat, bazen insanın ayakları altından kayıp gidecek gibi olur. O an o çocuğun gözlerinde, bu kayışın izlerini net bir şekilde gördüm.
Çocuk, Kayseri’nin sokaklarında çoğu zaman rastlanan ama kimseye ait olmayan bir tipti: Sanki hayat onu başka bir şehre, başka bir dünyaya ait gibi dışlamıştı. Adı Hakan’dı. Daha önce hiç görmemiştim ama bir şekilde tanıyordum, ondan bir şeyler duyuyordum. Kimi zaman kasvetli, kimi zaman ise kafasını her şeyden çekip geçmişe dalmış gibi görüyordu. İşte o günden sonra, Hakan’la yaşadığım o kısa ama derin etkileşim, aklımdan hiç çıkmadı.
Bir Anlık Hatadan Daha Fazlası: Suçun Kapılarını Aralamak
Bir gün, bir arkadaşım bana, Hakan’ın hırsızlık yaptığına dair bir söylenti aktardı. İlk başta inanmak istemedim. Nasıl olabilir? 15 yaşında bir çocuk, suç işler mi? O yaşta hayata dair herhangi bir şey bilmeyen birinin nasıl böyle bir şey yapabileceğini anlamadım. Ama sonra içimden bir ses, “Evet, olabilir” dedi.
Bir hafta sonra, şehrin en büyük alışveriş caddesinde, Hakan’ı yakaladım. Yalnız değildi. Yanında başka birkaç arkadaş da vardı. Gözleri, sanki bir şeyler saklıyordu. Hiçbir şey söylemedi, sadece gözlerindeki çaresizlik her şeyi anlatıyordu.
Bir çocuk, suç işlerse, ne olur? Hakan’ın gözlerinde bu sorunun cevabını buldum. Üzüntü ve korku, çoğu zaman bir çocuğun en büyük arkadaşları olur. Belki de o an, bir hatanın içine düşmeye başlamıştı, ama kendine yeni bir yol bulmaya çalışıyordu.
Toplumun Yargıları ve Hakan’ın Çaresizliği
Hakan, bir suç işledi ve hemen herkes ona sırtını döndü. O yaşta bir çocuk, suç işlediğinde, çevresi hemen onu bir kenara atar. “O yapmaz” demek kolaydır ama bazen hayat, o kadar karmaşık hale gelir ki, 15 yaşındaki bir çocuk bile doğruyu yanlıştan ayıramaz. Toplum, onu dışladıkça, suçu daha da içselleştirdi. Her şeyin sorumlusu sadece çocuk muydu? Yoksa o da bir şekilde bir sistemin kurbanı mıydı?
Bir çocuğun suçu, sadece kendisine ait bir mesele değildir. Bu, bazen ailesinin, arkadaşlarının, öğretmenlerinin hatta okulunun etkisiyle şekillenir. Hakan, belki de sadece bir hatayla başlamıştı ama bir hatayı düzeltmek, bir yanlışlıkla devam etmekten çok daha zor bir şeydir.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arayışı
Kafamda o kadar çok soru vardı ki: Bir çocuk suç işlerse, geriye dönüş mümkün mü? Hakan’a bakarken, bir umut da görmek istiyordum. Bir tek hayal kırıklığı ve utançla mı sonlanacaktı her şey? Bir çocuğun hayatı böyle mi kaybolmalıydı?
İçimden, “Hayır” diyordum. İnsanlar değişebilir, hatalarla büyüyebilir. Her çocuk bir umut taşır içinde, ancak bazen bu umut, çok derinlerde gömülür. Hakan’ın içinde bu umut vardı, bir yerlerde. Eğer doğru bir yol gösterici çıkarsa, belki de her şey düzelebilir, diye düşündüm. Çünkü bazen, sadece bir kişinin “Yanındayım” demesi, bir çocuğun hayatını değiştirebilir.
Sonuçta Ne Olur?
Hakan’ın suç işleyip, hapis cezası alması, ona hiçbir şey kazandırmazdı. Ama toplumun, ona bir şans verip doğru yolu gösterebilmesi gerekiyordu. Hakan’ı bir kenara itmek, sadece onun daha da kaybolmasına neden olacaktı. Onu anlamak, ona bir umut ışığı olmak… Belki de bu, bir çocuk suç işlerse olabilecek en doğru şeydi.
Sonuçta, bir çocuğun suçu, onun tamamı değildir. O sadece bir parçasıdır, onun içindeki karanlık değil, ışığı büyütmek gerekirdi. Eğer bir çocuk suç işliyorsa, belki de bu sadece bir başlangıçtır. Kim bilir, belki de Hakan, her şeyin farkına varıp, hatasından ders alacak ve bir gün, kim bilir, başkalarına umut olacak bir insan haline gelecek.
Hayat, bazen sadece küçük bir farkındalıkla değişir.