Etiyopya ve Somali Arasında Ne Var? Bir Yolculuk ve Bir Hikâye
Kayseri’de, bir akşamüstü, gün batımının son ışıkları penceremden süzüldü. Ben de her zaman olduğu gibi kalemi elime aldım. Yine o eski alışkanlık, günlük tutma ihtiyacı… Her gün kaybolan zamanın içindeki duyguları saklamak, onlar geri dönmeden önce bir yerlere not etmek. Ama bu defa yazmak istediğim şey bambaşka.
Birkaç hafta önce, bir arkadaşım bana Etiyopya ve Somali arasındaki sınırları anlattı. O an zihnimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. “Etiyopya ve Somali arasında ne var?” diye sorarken, aklımda bir hikâye oluştu. Bir yandan hayal kırıklığı, diğer yandan umut dolu bir yolculuk… Ama sonu belirsiz bir yolculuk. O günden beri, bir şekilde bu soru ve hikâye peşimi bırakmadı. Her şey bir gecede, bir olayla, birkaç cümleyle değişebilir.
Bir Yolculuğun Başlangıcı: Kaybolan Bir Umut
Bir zamanlar, Kayseri’deki sıcağın bunaltıcı havasında, işyerine giderken metrobüste yanımda oturan kadın, elleriyle bir haritayı işaret ediyordu. Harita, Etiyopya ve Somali’nin sınırlarının çizildiği, oradaki yolculukları anlatan bir haritaydı. Bu harita, bana nedense bir şeyler çağrıştırdı. O an, onca insana bakarken, bir an için durup düşünüyorum: İnsanlar gerçekten bu kadar kaybolmuş olabilir mi? Hangi sınırlar gerçekten var? Hangi yolculuklar gerçekten anlam taşır?
Kadının gözleri yorgun, bakışları belirsizdi. Bunu fark ettim. Birdenbire, sesimi duymadım ama iç sesim ona ne diyeceğimi düşündü: “Etiyopya ve Somali arasında ne var?” Çünkü belki de onu anlamak istemiştim, belki de o sırada sormak istediğim buydu. Kadın gözlerini tekrar haritaya dikmişti. Zihnimdeki bütün o fikirler, kafamdaki belirsiz düşünceler hızla birbirine karıştı.
Somali ve Etiyopya arasında aslında bir sınır var. Ama bir sınırdan çok, daha fazlası var gibi… Bir mesafe, bir hayal kırıklığı, bir isyan var. Aradaki sınır bir çizgi değil, bir umut kaybı. İnsanlar birbirini sevse de, acılar arasında sıkışmışken birbirine yabancılaşıyor. O an, “İnsanlar arasındaki mesafeleri kim çiziyor?” sorusunun cevabını bulamamıştım. Sadece, bunun bir yolculuk olabileceğini, ama nereye gideceğimi hala bilmediğimi fark ettim.
Bir Göçmen Gibi Hissetmek: Somali’nin Tarihinden Kırılgan Bir Hikâye
Kayseri’nin tarihi dokusunda, göçmenlerin şehirdeki varlıklarını hep hissedebilirim. Bir gün, bir yerden başka bir yere gitmek zorunda kalan insanlar arasında, sınırları aşmak, özgürlüğü bulmak arzusunu daha iyi anladım. O sıralarda, Somali’nin tarihini araştırıyordum ve oradaki insanların geçirdiği zorlukları düşündüm. Etiyopya ve Somali arasındaki sınır, aynı zamanda, iki ülkenin tarihsel ve kültürel yaralarını da sembolize ediyordu.
Somali, yıllarca süren iç savaşlarla yıkılmış bir ülke. İnsanlar, kendi topraklarında kalabilmek için her gün mücadele etmek zorunda kalmışlar. Etiyopya’nın ise benzer acıları yaşadığı, halkının çaresizlik içinde olduğu bir dönem var. O yüzden, bu iki ülke arasındaki sınır sadece coğrafi değil, duygusal bir sınır gibi geliyor bana. Çünkü insanlar, kaybettikleri şeylerin arkasından gitmek zorunda kalmışlar.
Bir gece, bu düşüncelerle uyandım ve içimde bir boşluk vardı. Hani, bir yerlerde insanlar hâlâ bir şeyleri kaybetmişken, sen bu kadar rahat uyuyabiliyor musun? Somali’deki bir göçmenin, Etiyopya sınırını geçerken yaşadığı belirsizlikleri düşündüm. Belki o sınırda, birkaç adım ötemde, başını sırtına yaslayarak uyuyan biri vardı. Bir başka şehirde ya da bambaşka bir yaşamda.
Bir Hayal Kırıklığının Derinliklerinde: “Ne Olursa Olsun”
Bir sabah, Kayseri’nin soğuk bir sabahında kahvemi içerken, birdenbire sosyal medyada Etiyopya ve Somali arasındaki krizle ilgili bir yazı okudum. O yazı, aslında bana hayatıma dair çok şey öğretti. Bir insan ne kadar zor durumda olsa da, hep bir umut taşır. Somali’deki savaşın acıları, Etiyopya’daki açlık, hepsi birbirine bağlı. Ama insanların karşılaştıkları zorluklar, bir süre sonra başka bir noktaya dönüşebilir. Belki de o yüzden soruyorum: “Etiyopya ve Somali arasında ne var?” Çünkü belki de gerçekte sınır, sadece coğrafya değil, aynı zamanda biz insanlar arasındaki duygusal bir mesafe.
Hepimiz bir şekilde kaybolmuş hissediyoruz. Hepimizin içinde bir boşluk var. Bir kaybolan umut var. Ama belki de önemli olan, o boşluğun içindeki umudu bulabilmek. Her ne kadar sınırları aşmaya çalışsak da, insanın kalbindeki sınırları geçmek daha zor. O yazıyı okurken, birden gözlerim doldu. Çünkü aslında her insanın bir hikâyesi var. Bir acısı, bir hayal kırıklığı… Somali’de, Etiyopya’da, Kayseri’de ya da başka bir yerde. İnsanın kaybolmuş umutlarının birleştiği bir yer var. Ve belki de o yer, Etiyopya ve Somali arasındaki sınırda değil, tam burada, kalbimizde.
Sınırlar, Sadece Bir Çizgi Değil: Hepimiz Bir Yolculuğuz
Zihnimde bir ses çaldı. “Ne olursa olsun, bir yolculuğun parçasısın,” dedi. İçimdeki o boşluk, bir anlam arayışı, bir kaybolmuşluk vardı ama aynı zamanda bir umut da taşıyordum. Belki de her sınır, her sınır çizgisi, bizi başka bir yere götürmek için vardır. Her sınır, belki de bir yolculuğun başıdır. Etiyopya ve Somali arasında sadece bir sınır yok, birden fazla hikâye, birden fazla umut var.
Bir sabah, Kayseri’de yürürken, gökyüzüne bakıp düşündüm: Belki de dünyanın her köşesinde, insanların hayatında bir sınır yoktur. Bir yolculuk vardır, ama hiçbirimiz nereye gittiğimizi kesin olarak bilemeyiz. Ve belki de bu yolculuk, hiçbir sınırda başlamaz. Sonunda hepimizin paylaştığı bir şey var: Kaybolmuş bir umut, bir arayış… Ve o sınırların ardında, hepimizin kalbinde bir yolculuk.